Ege Denizi’nde meydana gelen depremler ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son dönemde artan sismik hareketliliğin bölgesel jeodinamik yapıyla ilişkili olduğunu belirtti. 22 Mayıs sabahı saat 06.19’da gerçekleşen ve büyüklüğü 6 olarak açıklanan deprem, Muğla’nın Datça ilçesine yaklaşık 166 kilometre mesafede ve Girit’in kuzeyindeki çukur alanda meydana geldi. Deprem, İzmir ve çevresinde de hissedildi.
Depremin merkez üssünün konumu, bölgedeki fay hatları açısından dikkat çekici bulundu. Üşümezsoy, bu depremin Gökova’dan Kos’a, oradan da Karpathos’a uzanan çöküntü hattının batısında, Girit’in kuzeyindeki çukurda oluştuğunu belirtti.
Bölgenin Jeolojik Yapısı ve Deprem Potansiyeli
Uzman açıklamalarına göre, Batı Anadolu saatin tersi yönünde dönerek Girit Çukuru üzerine doğru ilerliyor. Bu hareketlilik, Gökova Körfezi, Bodrum Yarımadası, Kuşadası Körfezi gibi bölgelerde gerilmeye bağlı depremlerin oluşmasına zemin hazırlıyor. Ancak, 22 Mayıs’ta meydana gelen depremin konumu, Marmaris ve Bodrum gibi turistik merkezlerden uzakta bulunuyor.
Prof. Dr. Üşümezsoy, bu tür depremlerin Bodrum, Kuşadası ve Marmaris gibi bölgelerde hissedilebileceğini, ancak yerel hasar riski oluşturmayacak kadar uzak olduğunu vurguladı. Öte yandan, 1956 Santorini-Amorgos-Lemnos ve 1957 Fethiye depremlerine atıfta bulunarak, bölgenin tarihsel olarak büyük depremler yaşadığını da hatırlattı.
Sisam ve İstanbul Depremleriyle Bağlantı Var mı?
2020 yılında Sisam’da meydana gelen depremin, sağlam zeminlerden çok İzmir’deki delta alanlarını etkilediğini belirten Üşümezsoy, benzer bir etkinin bu depremde de beklenmediğini söyledi. Ayrıca, son olarak İstanbul Kumburgaz Çukuru’nda yaşanan 4 büyüklüğündeki depremle ilgili de açıklamalarda bulunarak, stres boşalmasının bölgede ciddi bir tehdit oluşturmadığını ifade etti.
Üşümezsoy’a göre, Kumburgaz ve Çınarcık açıklarındaki normal faylar, yerel mikro depremlerle stres boşaltıyor. Ancak bu tür olayları "kilitlenme" ya da "krip" (sürünme) gibi açıklamalarla yorumlamanın bilimsel temelden uzak olduğunu belirten uzman, Marmara’daki fay sistemlerinin farklı segmentler üzerinden stres boşalttığını dile getirdi.
Ege Denizi’nde meydana gelen depremler, bölgenin jeolojik yapısından kaynaklanan doğal bir sürecin parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu sarsıntılar dikkatle izlenmeli ancak her sarsıntının büyük bir depremin habercisi olduğu düşünülmemeli.