Keşmir meselesi üzerinden Pakistan'a destek veren Türkiye'ye karşı boykot kampanyası başlatan Hindistan, hem ticarette hem de turizmde önemli kayıplarla karşı karşıya kalabilir. Hindistan'ın Türkiye'ye yönelik başlattığı boykot, dış ticaret verileri ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine göre zararı Türkiye'den çok Hindistan'a yansıtacak gibi görünüyor.
İhracatın Yüzde 0,5’i Hindistan’a
Türkiye, 2024 yılı içerisinde 1,3 milyar dolarlık ihracat yaptığı Hindistan’dan 6,4 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Türkiye’nin toplam ihracatının yalnızca yüzde 0,5’i Hindistan’a yapılırken, ithalatın yüzde 2’si Hindistan’dan karşılandı. Bu durum, Türkiye’nin Hindistan ile olan ticaret dengesinde açık verdiğini ortaya koyarken, karşılıklılık esasına göre uygulanacak olası bir misilleme durumunda zararın büyük kısmı Hindistan'a yansıyacak.
Dış Açık Kapanabilir
İhracatçılar, Hindistan'dan alınan ürünlerin yerli üretimle ikame edilebileceğini veya alternatif pazarlardan karşılanabileceğini belirtiyor. Türkiye’nin Hindistan’a karşı verdiği yaklaşık 5 milyar dolarlık dış açık, bu süreçte azalabilir. Sektör temsilcileri, “Hindistan’dan 6 alıyoruz, 1 satıyoruz. Boykot süreci uzun sürerse Hindistan bu alışverişten geri çekilen taraf olur” değerlendirmesinde bulunuyor.
Turizmde Etkisi Sınırlı
Hint tur operatörlerinin Türkiye turlarını iptal etmesiyle turizmde de boykot etkisi gündeme geldi. Ancak 2024 yılında Türkiye’ye gelen 62,2 milyon turistin yalnızca 330 bini Hindistan vatandaşıydı. Turizm temsilcileri bu rakamların boykottan kaynaklı kayıpların sınırlı kalacağını gösterdiğini ifade ediyor.
Akademik ve Ticari İş Birlikleri Durduruldu
Hindistan, Türkiye'deki bazı firmalara yönelik yaptırımların yanı sıra, akademik alanlardaki iş birliklerini de durdurdu. Mumbai Havalimanı’nın operasyonlarını yürüten Türk firması Çelebi’ye getirilen kısıtlama, dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Alternatif Pazarlarla Telafi Mümkün
İhracat birlikleri, Hindistan’da oluşabilecek potansiyel kayıpların, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu pazarları ile kısa sürede telafi edilebileceğini belirtiyor. Türkiye’nin özellikle savunma sanayi, inşaat, tekstil ve gıda ürünlerinde güçlü alternatif pazarlara sahip olması, bu süreçte elini güçlendiriyor.
